Kayıtlar

FARKLI RUHLARIN BİR ARAYA GELİŞİ

Resim
Şimdi öyle ya, ben farklı bir bedende veya ruhta tekrar Dünya'ya gelsem ya da bir anda form değiştirmiş olsam; yine aynı kitapları okuyacaktım, yine aynı umutsuzluğa düşüp Dünya'ya kapılarımı kapatacaktım. İçime bir nefes çekiyorum. Kapalı kapıları düşünmeden nefesimi çekiyorum. Sigara dumanından bir haber ciğerim çekmeye devam ediyor usulca. Sokağın başındaki insan sesleri artık beni hiç umursamıyor. Ben bitmek istediğimde onları da bitirmiştim zaten. Sadece kalabilmek istedim, ona da izin ve geçit vermediniz. Şimdi herkes kendi geçidinden dahi geçemeden ölüp gidiyor işte buna yanarım. Karanlık ve beyazın birleştiği yerde insanları izliyorum. Tekrar tekrar Dünya'ya artık gelmek istemediğimi söylüyorum. Tanrı beni yine dinlemez farkındayım, bunu tekrar tekrar söylemeye devam edeceğim. Sesim bir piyano ile karışmış oradan oraya savruluyor, duymalarını isterdim. Kendime bir şeyler anlatmaktan yoruldum. Siyah(Dünya) ve beyazın(karanlık) karışımını artık görmek istemiyorum, gör...

Şimdi ki Basitliğin Formulü

Resim
  Şimdi tekdüzeliğim ile yazıyorum sizlere. Hayatımda o kadar yenilik olmuş ki artık hiç bir yeniliği görmek istememişim. Hayatımda o kadar tekdüzelik olmamış ki olan bütün olaylar benim için sıradanlaşmış. Belki de isterdim ben de sokakta olan bir kavgayı kıyamet kopuyormuşçasına seyretmek. Ben de isterdim çocuğuna kızan bir anneyi hayretle seyretmek ama bunlar benim için basitlikten öteye gitmiyor artık. Belki de gerçekten hayatın amacı buydu, hayatı dümdüz bir şekilde yaşamalıyız ki asla dümdüz olmasın. Anlayacağınız dostlarım ben bunları öğrendim, öğreniyorum. Kısacası, eğer hayal ettiğim şeylere sahip olursam o hayalin artık ne anlamı kalır ki? Her şey bundan ibaret mi, her şey bilinmezliğin çıkmazı mı emin değilim. Düşünüyorum da, o kadar çok yaşamışım ki ben her şeyi unutmuşum. Var olmak için o kadar çok çabalamışım ki bunun beni nasıl yorduğunun farkına dahi varamamışım. Artık Pollyanna'lar da intihar ediyor, görüyorsunuz. Bir gün beni anladıklarında ben çoktan ölmüş olacağ...

Balkon Sevinçleri

Resim
  Derin bir sevinç sanki bu. Çığlık çığlığa kalmış insanların sevinci. Belki de şiirler yazmalıydınız bu sevince ama bir şey değişmeyecek. Ben ne yaptım, yazı yazmayı yeğledim olmayan sevince karşı. Anlık üzüntüler beni daha da mutlu etti sanki. En azından sizden ayrılan bir parçam da burada yatıyordu. Kopmak istedim ışıltısızlıktan ama başaramadım görüyorsunuz ki. Hep ihtiyaç duyduğum şey o anda çok uzaklara gitmişti. O günden sonra ben hep boş balkonları izleyip durdum. O boş balkonda tek bir şey görmeyi istedim ben, ufacık bir mutluluk görmek istedim. O balkona ne zaman baksam birileri hep intihar etti. Ölüm gerçekten yakışıyor bazılarına. Eminim bana da yakışacaktır, bunu da siz yorumlayacaksınız. Ne güzel şeyler sığdırmıştık biz o balkona. Artık sığdıracak bir şey kalmayınca ölümümüzü ayıpladınız siz. Ciddiye aldığınız şeylerin yerini ölümden başka ne tutabilirdi oysa ki? Balkon renkliydi dalga geçtiniz, balkon neşeliydi dalga geçtiniz, balkon hüzünlüydü dalga geçtiniz ve bu h...

Uyumanın Eylemi

Resim
  Bir bakıma yazmak istesem de yazamadım, aklıma gelmedi hiç bir şey ve bunu siz yarattınız. Düşünmek istedim, saatlerce, binlerce yıl düşünmek istedim sadece. Düşüncelerimin bir o kadar gereksiz ve soyut olduğunun farkındayım aslında ama kendi Dünya'mda buna ihtiyacım vardı. Çünkü senin soyut dediğin şey benim ana materyalizmimden ibaretti. Ben bir anahtar gördüm, 8 kapıdan ibaret olan bir anahtar. Bu anahtarın geçmişi o kadar acı doluydu ki açamadım hiç bir kapıyı, gidemedim daha ileriye ve yine düşüncelere dalmayı tercih ettim. Çok sonradan öğrendim ki bir şişe votka sizi anahtarlardan çok daha uzağa taşıyabiliyor. Bu gece bütün Tanrıların yanına uğrayacağım, lütfen bana yol gösterin diye çırpınacağım. Sonra oturup Tanrıların bana yol göstermeleri için ayaklarıma kapanışını izleyeceğim, bir Tanrının da küçük düştüğüne gözlerimle şahit olacağım, işte bu bana zevk verir. Öyle ya da böyle küçük ve dar sokaklardan geçmeyi deneyeceğim. Göz altı morluklarım, çevremi sarmalayan onlarca...

Gezegen Uyumsuzluğu

Resim
  Şimdi anlıyorum ki tümüyle her şey benim. Yaptığım yolculuklar, yapılacak yolculuklar ya da insanların yaptığı yolculuklar tümüyle bana çıkıveriyor. İnsan ancak bana ulaşırsa yolculuğunu tamamlayabilir ya da başka bir insana doğru. Sonra hep orada olduğumu fark ettim, hep içimde kalan bir şeydi bu. Ve insanlar içimde kalan beni görmek için bana doğru yolculuk yapacaklardı bilmeden. Durdum ve düşündüm, Tanrı olsam da yorulur muydum bu hayatta diye. Bana hiç bilmediğim cevaplar verdi bulutlar. İlk defa benimle konuşuyorlardı. Yalnız olmanın niteliğiyle bıraktım kendimi uçurumdan. İşte şimdi ben de gerçek yolculuğumdayım ve Okyanus beni bekliyor. Geriye dönüp baktığımda çırpınışlarımın bir anlam ifade etmediğini fark ettim. Çeşitli varlıklar(insanlar) ve bir takım sebeplerden ötürü sadece sessiz olmayı tercih etmiştim kendime karşı. Şu anda kendi Dünyamı parçalıyorum, izlemekle yetinebiliyorsun. Saf kötülük ile baş başa kaldığımda aslında yaşantımın tümüyle bir şekillerden ibaret ol...

Özür Dilerim

Resim
Ben hiç iyi birisi olamadım. Hep özür diledim. hep kaybettim. Ama gerçekten neyi kaybettiğim hakkında hiç bir fikrim yok. Pencerenin dibinde gezinen bir kuş gibi hissediyorum. Sanki öylesine yazılmış, çizilmiş ve karalanmış şeyler var ki o pencere de, konuşsam ömrüm yetmeyecek farkındayım. Şu an ne olsa beni kurtarır, ne yapsam kaçarım o pencereden, nasıl ki tutmaz artık kolumdan? Mübalağa yapmadan yaşıyorum Dünya'da, yapamıyorum da. Belki saatlerce izlesem, yürüsem, dursam, koklasam bana bir faydası olacaktı. Ve nitekim sadece durmayı yeğledim yeryüzünde. Hayatımın kopmasını bekledim. Kahramanlık öyküleri anlattım kimse umursamadı, bende de öyle ufak bir tebessüm ile durdum. Dururken nasıl yorulduğumu sana anlatamam, sen de farkındasın. Bir çok hayatın içinde bulunmak, pencereni genişletmeye çalışmak hep iz bırakıyor sanki ruhunda. Öyle ya özgürlük de pek bir şey kazandırmıyormuş insana. Belki de özgürlük çerçevelerini hep yanlış tercih etmiştim. Özgürlük mumlarla sınırlıymış meğe...